beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

“Anadolu’nun Zenginliği YÖREX’te Buluşuyor”

Sizi Oraların Nesi Meşhur?' Sloganı ile Antalya'da 14.'sü gerçekleşecek olan Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX, 22-26 Nisan tarihleri arasında Anfaş Fuar alanında gerçekleşecek. Toplantıda YÖREX'e dair açıklamalarda bulunan Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, fuarın geçmişine dair bilgiler verdi, bu günlere gelişini anlattı.

“Anadolu’nun Zenginliği YÖREX’te Buluşuyor”

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX) kapsamında düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Çandır, YÖREX’in ortaya çıkış sürecinden bugüne kadar kat ettiği mesafeyi ve coğrafi işaretli ürünler açısından sağladığı katkıları anlattı.

Basın açıklaması şöyle:
“Kıymetli Basın Mensupları,

Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu ve kendi adıma hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Toplantımıza hoş geldiniz.
Değerli Arkadaşlar,
“Sizin oraların nesi meşhur?” diyerek başladık YÖREX’e ve halende bu motto ile devam ediyoruz. Anadolu’nun dört bir yanında kullanılan bu ifade, aslında yalnızca bir soru değildir. Bu ifade; üretimin, emeğin, kültürün ve hafızanın kapısını aralayan güçlü bir başlangıçtır. Bir ürünü sormak, o ürünün ardındaki hikâyeyi, emeği ve coğrafyayı merak etmektir. İşte YÖREX, tam da bu meraktan, bu sahiplenme duygusundan doğmuştur.

2009 yılında, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği öncülüğünde ortaya konulan “kriz varsa çare de var” yaklaşımından hareketle, Antalya Ticaret Borsası olarak bizler yöresel ürünlerin bu ülkenin en önemli iç dinamiklerinden biri olduğu düşüncesiyle YÖREX projesini hayata geçirdik. O gün aslında bir fuar değil bir bakış açısı ortaya koyduk. Dedik ki; bu ülkenin gerçek zenginliği kendi toprağından çıkan değerlerdir. Bu değerleri korumak, geliştirmek ve ekonomiye kazandırmak zorundayız.

Bu noktada özellikle bir parantez açmak isterim. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun bu projeye gösterdiği güçlü sahiplenme, YÖREX’in bugünlere ulaşmasında en kritik unsurlardan biri olmuştur. Ancak burada sadece bireysel bir destekten değil, çok daha önemli bir durumdan söz ediyoruz. Türkiye genelinde oda ve borsalarımızın bu projeyi sahiplenmesi, coğrafi işaretler ve yöresel ürünler konusunda aktif rol üstlenmesi, YÖREX’i bir fuar olmanın ötesine taşıyarak diğer kurumlarımızın da dahil olmasıyla ulusal bir harekete dönüştürmüştür. Bu güçlü sahiplenme olmasaydı bugün geldiğimiz noktaya ulaşmak mümkün olmazdı.

Kıymetli basın mensupları,
YÖREX yalnızca bir fuar değildir. YÖREX; üretimin, kültürün ve ticaretin aynı zeminde buluştuğu güçlü bir kalkınma platformudur. Anadolu’nun dört bir yanından gelen üreticileri, kooperatifleri, kurumları ve girişimcileri bir araya getiren; yerel değerleri ulusal ve uluslararası ölçekte görünür kılan bir yapıdır.

Anadolu; 12 bin yıllık medeniyetlerin izini taşıyan eşsiz bir coğrafyadır. Bu topraklarda üretim sadece ekonomik bir faaliyet değildir. Aynı zamanda bir yaşam biçimidir, bir kültürdür, bir gelenektir. Bir köyde sabahın ilk ışıklarıyla mayalanan peynir, toprağa tutunarak yıllara meydan okuyan zeytin ağacı, ilmek ilmek dokunan bir kilim, ustalıkla kurutulan bir pastırma ya da sabırla mayalanan bir şalgam… Bunların her biri yalnızca bir ürün değil; bir kültürün, bir emeğin ve bir hafızanın taşıyıcısıdır.

Ancak bu değerler, talep azaldıkça, üretici desteklenmediğinde ve pazara erişim zorlaştığında kaybolma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bir ustayla birlikte bir ürünün, bir kuşakla birlikte bir geleneğin yok olduğunu hepimiz biliyoruz. İşte YÖREX tam bu noktada devreye girdi. Bu ürünleri gün yüzüne çıkardı, görünür kıldı, coğrafi işaretle korunmasına fırsat yarattı, markalar oluşmasını sağladı, vitrin oluşturdu ve pazara taşıdı. Böylece yerelde kalan değerler, yeniden üretime kazandırılan, talep gören ve geleceğe taşınan bir güce dönüştü.

Değerli arkadaşlar,
Geride bıraktığımız dönemde YÖREX önemli bir başarı hikâyesine dönüştü. 2010 yılından bu yana 13 fuar gerçekleştirilmiş, 5.000’in üzerinde katılımcı ve 2,5 milyonun üzerinde ziyaretçi bu platformda buluşmuştur. 81 ilimizin tamamı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bu platformda yer almış, Anadolu’nun tüm renkleri Antalya’da buluşmuştur.

Diğer taraftan YÖREX’in etkisi yalnızca fuar alanıyla sınırlı kalmadı. Yıl boyunca düzenlenen seminerler, çalıştaylar ve toplantılarla coğrafi işaretlerle ilgili etki daha da güçlendi. YÖREX ile birlikte en önemli dönüşüm coğrafi işaretler alanında yaşanmıştır. 2009 yılında 109 olan coğrafi işaretli ürün sayısı bugün 1.832’ye çıkmıştır. Bu artış yalnızca sayısal bir büyüme değildir. Bu artış, bir bilincin yükseldiğinin göstergesidir.

Diğer taraftan oda ve borsalara coğrafi işaret başvuru ve denetim süreçlerinde rehberlik sağlanmış, üreticilere markalaşma, e-ticaret ve kooperatifleşme konularında eğitimler verilmiştir. Üreticiler ile zincir marketler, e-ticaret platformları ve alıcılar arasında doğrudan ticari bağlantılar kurulmuştur.

YÖREX sonrası dönemde hem üreticide hem tüketicide coğrafi işaret bilinci ciddi şekilde artmıştır. İnsanımız kendi ürünlerine daha fazla sahip çıkmaya başlamıştır. Yerel ürünlere yönelik talep artmış, bu alanda üretim yapan binlerce kadın kooperatifi ve girişimci ortaya çıkmıştır. Yöresel ürünler artık sadece kırsalda üretilen ürünler değil, şehirlerde de değer gören, tercih edilen ve ekonomik karşılığı olan ürünler haline gelmiştir.

Ancak burada çok önemli bir noktayı vurgulamak isterim. Coğrafi işaret sadece bir tescil değildir. Asıl mesele bu ürünlerin ticaretle buluşmasıdır. Eğer bir ürün tescil alıyor ama pazarda karşılık bulamıyorsa, üreticiye gelir sağlamıyorsa o sistem eksik kalır.

Dünya genelinde coğrafi işaretli ürünlerin pazarı 200 milyar doların üzerindedir. Türkiye olarak bu pazardan daha fazla pay alabilecek güçlü bir potansiyele sahibiz.

AB’de 46 ürünümüz coğrafi işaret ile tescil ettirilmiş ve Türk Kahvesi’nin geleneksel ürün adı koruması sağlanmıştır. Başvurusu yapılan 47 ürünün dosyası inceleme aşamasındadır. Bu rakamların kısa sürede artacağına inanıyorum. Nitekim Antalya olarak Manavgat Altın Susamı ve Gazipaşa Çekirdeksiz Narı için başvurularımız kabul edilirken Alanya Keçiboynuzu ve Antalya Tavşan Yüreği Zeytini için dosyalarımız iletilmiş olup inceleme aşamasındadır.

Aslında biz incir, fındık, kayısı, portakal gibi birçok ürünü ihraç ediyoruz. Ancak bu ürünleri çoğu zaman coğrafi işaret gücüyle değil, genel ürün olarak pazarlıyoruz. Oysa Aydın İnciri, Giresun Tombul Fındığı, Malatya Kayısısı, Finike Portakalı olarak pazarladığımızda çok daha yüksek katma değer elde etmemiz mümkündür.

Dünyaya baktığımızda Avrupa Birliği’nin bu konuyu stratejik bir araç olarak kullandığını görüyoruz. Özellikle İtalya ve Fransa bu alanda öncü konumdadır. Avrupa Birliği coğrafi işaretleri yalnızca tescil etmekle kalmıyor, yıl boyunca denetliyor, serbest ticaret anlaşmalarında bu ürünleri koruma altına alıyor ve üreticisini destekliyor. Bu sayede ürün korunuyor, taklit edilmesi engelleniyor, üretici daha fazla gelir elde ediyor, tüketici ise güven duyuyor.

Ülkemizde de bu alanda önemli bir dönüşüm aşamasına girmektedir. Hazırlanan yeni düzenlemelerle birlikte 2027 yılından itibaren coğrafi işaretlerde daha güçlü bir denetim yapısına geçilecektir. Bu, sistem açısından önemli bir kırılma noktasıdır. Çünkü bugüne kadar daha çok tescil odaklı ilerleyen yapı, artık denetim ve uygulama odaklı yeni bir faza geçmektedir. Bu sayede coğrafi işaretler sahada daha güçlü karşılık bulacak, tesciller daha kıymetli hale gelecek ve sistem daha sağlıklı işleyecektir.

Bizler de Antalya Ticaret Borsası olarak, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile birlikte bu aşamalara yönelik yönetişim çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki kat etmemiz gereken mesafe halen oldukça fazladır. Bu aşama sadece kamu kurumlarının değil; üreticinin, özel sektörün ve tüketicinin birlikte sahiplenmesi gereken bir aşamadır.

Diğer taraftan dünyada artan korumacılık eğilimleri, coğrafi işaretli ürünler açısından hem bir risk hem de bir fırsat oluşturmaktadır. Ülkeler kendi ürünlerini daha güçlü şekilde korurken, bizim de bu alanda daha ticaret anlaşmalarıyla stratejik adımlar atmamız kaçınılmazdır. Bu noktada hem iç pazarda tüketicinin yerli ve coğrafi işaretli ürünlere sahip çıkması hem de ihracatın güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

2026 YÖREX
Kıymetli katılımcılar,
Bu yıl ki 22 Nisan günü saat 11.00’de YÖREX’i Valimiz Sayın Hulusi Şahin ile TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğ’nun katılımı yine Anadolu ateşi ile açacağız. “Marifet iltifata tabidir” ... Dolayısıyla bir önceki YÖREX’ten günümüze Avrupa Birliği’nde coğrafi işaret tescili alan ürünlerimizin kurumları açılışta onurlandırılacaktır.

Üreticilerimiz zincir marketler, e-ticaret platformları ve sektör temsilcileri ile bir araya getirilecek ve yüz yüze ticari görüşmeler gerçekleştirebileceklerdir. Bu görüşmelerin önemli bir kısmının doğrudan iş bağlantısına dönüşmesi, YÖREX’in artık sadece bir tanıtım platformu değil, aynı zamanda ticaret üreten güçlü bir yapı haline geldiğini göstermektedir.

Değerli basın mensupları,
YÖREX’in bugünlere gelmesinde sizlerin katkısı çok büyüktür. YÖREX’i sahiplenmeniz, bu hikâyeyi anlatmanız ve kamuoyuna aktarmanız, bu başarının en önemli unsurlarından biridir. Bu fırsatla hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Sözlerimi tamamlarken;
Bu toprakların ürettiklerinin değerini önce biz bilmezsek, bunu dünyaya anlatmamız mümkün değildir. Oysa biz çok az coğrafyaya nasip olan bir zenginliğe sahibiz. Bu nedenle yöresel ürünlerimizi korumak, geliştirmek ve dünyaya sunmak bizim en önemli sorumluluğumuzdur. YÖREX, bu sorumluluğun sahadaki en güçlü karşılığıdır.

Tüm hemşerilerimizi, gençlerimizi, çocuklarımızı ve misafirlerimizi Anadolu’nun bu eşsiz zenginliğini görmek, hissetmek ve sahiplenmek için 22-26 Nisan tarihlerinde saat 10.00-20.00 arasında ANFAŞ fuar alanında gerçekleşecek YÖREX’e davet ediyor, katılımınız için teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.”

Tarih: 15-04-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum