beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Takvimde Kırmızı, Hayatta Görünmez!

Bazı günler vardır, takvimde yeri büyüktür ama hayatta karşılığı küçüktür.

Bugün onlardan biri.

Sabah kalkılır, mesajlar atılır, “emek” kelimesi bolca kullanılır. Hatta öyle bir kullanılır ki, kelimenin kendisi yorulur. Ama gün biter, hayat kaldığı yerden devam eder. Hiçbir şey değişmemiş gibi.

Belki de mesele tam olarak bu:
Biz bazı kavramları çok seviyoruz, ama yaşamak yerine konuşmayı tercih ediyoruz.

Haymarket Olayı dediğimiz şey, bugünkü gibi hızlıca tüketilecek bir içerik değil. İşçilerin günde 8 saat çalışma talebiyle başlattığı eylemler, sert müdahalelerle bastırıldı; yargılamalar, idamlar ve büyük bir kırılma yaşandı. Yani bugün “normal” kabul edilen birçok hakkın arkasında, oldukça ağır bir mücadele var.

Biz o mücadeleyi yıllar içinde sadeleştirdik.
Köşelerini törpüledik.
Hatırlaması kolay, yaşaması zor bir hale getirdik.

Türkiye’de ise bu tarih zaten hiçbir zaman sadece bir tarih olmadı.

Taksim 1 Mayıs Katliamı yüz binlerce insanın katıldığı bir miting sırasında yaşandı. Açılan ateş ve çıkan panik sonucu onlarca kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. O günün nasıl gerçekleştiği hâlâ tartışılır; ama bıraktığı iz tartışılmaz.

Ama konfor seviyoruz.

Çünkü konfor, yüzleşmekten daha kolay.

Bugün Antalya’da sezon başlıyor.
Konyaaltı kalabalık, işletmeler hazır, şehir hareketli.

Ve birileri bugün çalışıyor.

Hem de öyle “sembolik” değil, bildiğin çalışıyor.
Yoğun, hızlı, çoğu zaman görünmeden.

Garip olan şu:
En çok “emek” konuşulan gün, emeğin en az görünür olduğu günlerden biri olabiliyor.

Çünkü biz görüneni seviyoruz.
Pankartı, kalabalığı, cümleyi…

Görünmeyeni değil.

Kimsenin fotoğrafını çekmediği işleri,
hikâye yapılmayan yorgunlukları,
alkışlanmayan emeği…

Onlar bu günün dekoru değil, gerçeği.

Ama gerçek, paylaşılabilir değil.
O yüzden biz de gerçeği değil, versiyonunu yaşıyoruz.

Kısa, estetik, risksiz.
Bir günlüğüne hatırlayıp, ertesi gün unutabileceğimiz kadar dozunda.

Belki de en rahatsız edici soru şu:

Biz gerçekten bir şeyi anıyor muyuz,
yoksa sadece anmış gibi mi yapıyoruz?

Umarım bir gün, hatırladığımız şeyleri yaşamayı da deneriz.

Umut dolu günler dilerim.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum